|
Karakeçili yörüklerinin Devlezli
Boyu’ndandır. Önce Yukarı Kuzfındık'a iskan olmuşlardır. Köy
Fındıklı Tepe-Bostanlı Tepe arasındaki vadiye kurulmuştur.
Adını kurulduğu tepeden almıştır.
Köyümüzün kuruluşu
Y.Kuzfındık’ın kuruluşu ile alakalıdır. 19. yy ın sonları
Bursa’da Evkaf Nazırlığı da yapan, Bursa valisi Ahmet Vefik
Paşa’nın Yörükleri iskana tabii tutmasıyla başlar.daha
yörükler yerleşik düzene geçmemişlerdir.İlk iskan raporu
gelir,fakat yörükler buna pek itibar etmezler. .A.Vefik Paşa
nın bu olaydan haberi olur.İkinci iskan raporu ise kat i ve
kesindir.Rapor Dereyalakta imamlık yapan koca imam lakaplı
süleyman tarafından okunur.Onunda teşvikiyle,Yukarı
Kuzfındık Köyü kurulur.birdaha kışlakları olan salihli
tarafına dönemezler.Köy Fındıklı tepe Bostanlı tepe
arasındaki vadiye kurulmuştur. Adını kurulduğu tepeden
almıştır.Anlamı(Kuzeyfındık)'tır.
A.Kuzfındık'ın
kuruluşu ise Y.Kuzfındık'a yerleşen ailelerin aşağıya
inmesiyle ve Göçmenlerinde Balkanlar'dan gelerek Hocayadigar
adında 2 mahalleli bir köy oluşturmasıyla başlar. Zamanın
bazı evraklarda Hocayadigar ve Kuzfındık ismi 2 mahalleli
bir köy olarak geçmektedir. 60-70 yaş grubu bazı köy
fertlerimizin nüfus cüzdanlarında "Doğum Yeri: Hocayadigar"
olarak kayıtlıdır. Şu anda ise köyümüz A.Kuzfındık ismini
kullanmaktadır. Köyümüzün kuruluş tarihini şurdan
çıkarabiliriz; Gelen göçmenler 1293 muhaciri olduğuna göre
miladi 1877 ve 1890'lı yıllar olarak tahmin edilmektedir.
Günümüzde A.Kuzfındık Balkanlardan gelen göçmenler ile
civardan gelip iskan olan Yörüklerle büyüyüp 150 hanelik 453
kişinin yaşadığı bir köy olmuştur.(2000 sayımlarına göre)
1905 yılında
33 hanelik, 170 kişinin yaşadığı bir köy iken önce ikiye
ayrılmışlar, bir kısmı aşağıya inerek Aşağı Kuzfındık'ı
kurmuştur. Geriye kalanlar büyük şehirlere dağılmışlardır.
Bugün 10 hanelik 26 kişinin yaşadığı küçük bir Yörük
köyüdür. Aşağı Kuzfınfık ise Balkanlardan gelen göçmenler
ile civardan gelip iskan olan yörüklerle büyüyüp 150 hanenin
yaşadığı bir köy olmuştur.
Köyde yaşayan
yörükler Karakeçili Aşireti’nin Devlezli Cemaati’ndendir. Bu
cemaat uzun süre Ahmetli ve Salihli ovalarında kışlamışlar,
Domaniç yaylasının Karakütük mevkiinde yayla olarak
kullanmışlardır. Yaylamak için Fındık Tepesine kadar
gelmişler, bir süre burada kalmışlardır. Karakütük'te ise
son kalan ailelerden Hüsam Çavuşlar ve Sürmeliler'de
(Demirci) Kuzfındık'a gelmesiyle Karakütük dağılmıştır. Köy
ihtiyarlarından ve Aşiret beylerinden olan Nadir Bey'in
torunlarından Halil Bayram (D.1914) ve Münir Demirci'nin
anlattığına göre, aşiretin beyi Nadir Bey, kışlakları olan
Salihli'de kışlayan; Devlezli Boyundan başka bir Yörük
beyinin kızını kaçırır. İki beyin arası açılır. Bir fırsatta
o yörük beyi de Nadir Bey'in bacısı Huriye'yi kaçırır.
Böylece iki bey akraba olurlar. Bugün akrabaları Salihli'nin
Eminbey Köyünde oturuyormuş ve birbirlerine gidip
geliyorlarmış. 1966-1968 yıllarında yapılan araştırmalarda
Eminbey, Poyraz Damları, Kırdamları, Asmalı, Sindel,
Delibaşı, Karasavcılı köylerinin Ahmet Vefik Paşa'nın iskanı
olayına kadar konar göçer yaşadıklarını, yaylaya Domaniç ve
Türkmen Dağları’na çıktıklarını; Söğüt, Domaniç'te
akrabalarının olduğunu söylediler.
Domaniç'teki, Söğüt'teki ve Türkmen Dağları'ndaki
kullandıkları yaylaların Sultan 3. Selim Devri'nde verilmiş
ilamları varmış. Kendilerinin asıl yurtları Kütahya, Domaniç
ve Söğüt ilçeleriymiş.
Devlezli
Boyu’na ait bu cemaat, Ahmet Vefik Paşa'nın iskanı
sırasında, kışlaklarına dönemez. 19. asrın ortalarında
İnönü'nün (Kuzfındık, Yörükyayla, Dutluca), Bozüyük'ün (Bozalan,
Eceköy, Darıdere, Dübekli, Yörükçetmi), Tavşanlı'nın
(Çıkrıkçı, Devekayası), Domaniç'in (Göcemen) köylerine iskan
olur.
Esnemez
köylülerinin teşviki ile Yukarı Kuzfındık'ta yaşayan
aileler: Nadirler, Sürmeliler, Hatipler vb. aileler
Dereköy'e inerler daha sonra bir kısmı Aşağı Kuzfındık'a
yerleşerek köyün kuruluşunda yer alırak Bulgaristan'ın Osman
Pazarı, Şumlu, Hasanköy, Çavuşköy ve Karaatlar Köyü'nden
gelen Türkler ile iki mahalleli bir köy olurlar. Yörük
Mahallesi ve Muhacir Mahallesi.
Kuzfındık'taki Devlezli Yörüklerinin Bozüyük'ün (Eceköy,
Bozalan, Darıdere, Dübekli), Tavşanlı'nın (Çıkrıkçı,
Devekayası), İnönü'nün (Yörükyayla), Domaniç'in (Göcemen),
Aydın'ın (Söke) köylerindeki Yörüklerle Akrabalıkları devam
etmektedir.
Bugün Aşağı
Kuzfındık gelişirken Yukarı Kuzfındık dağılmaktadır.
KAYNAK:KARAKEÇİLİ
YÖRÜK AŞİRETİNİN ESKİŞEHİRE
İSKANI
Dr.Muharrem BAYAR
|
Bulgaristan'dan
Türkiye’ye göç eden Türkler, 1354 yılından itibaren Osmanlı
İmparatorluğu’nun Trakya ve Balkanları fethetmesiyle
birlikte Anadolu'dan rasgele değil yedi-göbek Türk aileler
arasından özenle seçerek getirip, Balkanlar’a yerleştirdiği
Evlad-ı Fatihan'dır...
Osmanlı Devleti
Anadolu’da hayvanlarına otlak bulmak için mevsime göre yer
değiştiren konar-göçerlere iskân konusunda öncelik vermeyi
tercih etmiştir. Böylece miri arazi haline getirilmiş olan
Rumeli’de konar-göçerlerin toprağa bağlanması, askeri sınıfa
dâhil olmaları, Rumeli’de nüfus ve tımarlı sipahi sayısının
arttırılması aynı anda sağlanmış olacaktı.Bulgaristan’dan
Türkiye’ye göçler Osmanlı-Rus Harbi çıkmadan başlamıştır
yani 1877’li yıllarda. Yoğun olarak ise göçler 1883 yılı yaz
ortasında başlamıştır. Bu tarihten itibaren üç aylık
dönemde 200 bin Türk Türkiye’ye geldi. Bu göçler,
1886-90 arasında 75 bin, 1893-1902 arasında 70 bin kişi
olarak sürmüştür.
1875’te Tuna
vilayetinde Türkler’e ait; 2700 ilkokul, 40 ortaokul ve 150
medrese bulunuyordu.
Köyümüze ilk
yerleşen aile Mehmet oğlu İbrahim (Hacı Kuru)'dur. Hacıkuru
Bulgaristan'ın Osmanpazarı'na bağlı Karaatlar Köyü’ndendir.
Kendisi bucak müdürlüğü yapmıştır. Osmanlı-Rus Harbi
başlamadan önce tahminen 1875’li yıllarda Hacı Kuru ve
beraberindeki 36 hane at arabalarıyla yola çıkar.
İlk olarak
Edirne'de Soğukpınar çiftliğini satın alarak orada ikamet
etmeye başlarlar. 2 yıl orada kalırlar, Osmanlı-Rus
Harbi’nin başlamasıyla beraber top sesleri duyulmaya
başlayınca Hacıkuru’nun babası Mehmet:–“Oğlum İbrahim, abin
Ali Osman büyük olduğu halde senin idareciliğin var diye
avanenin idaresini sana verdim. Sen de bizi düşman ayağı
altında bırakacaksın.” diye sitemli konuşunca Hacıkuru
avanesini toplar ve Soğukpınar’dan ayrılırlar. 1877 yılında
İç Anadolu'ya (Konya'ya) gitmek üzere kervan yine
hazırlanır, önce İstanbul'a gelip burada bir buçuk ay kalıp
İznik’e gelirler. Büyük oğul Ali Osman kervanın idaresini
Hacıkuru'ya verdiği için babası Mehmet'e kırgındır. Buradan
daha ileriye gitmeyeceğini söyleyerek İznik'e yerleşir ve
onları uğurlar. Kervan Bozüyük'e geldiğinde Şumlu tarafından
tanıştıkları aileleri görürler, onların teşvikiyle Bozüyük'e
yerleşirler. 5 Yıl burada ikamet ederler. Hacıkuru'nun
babası Mehmet burada vefat eder. Bozüyük'ün o zaman kaza
olma söylentileri vardır. Bozüyük'ün 3 ileri gelen ailesi
Yörükali Efe, Tuzcular ve Şekerciler Hacı Kuru'nun yakın
arkadaşlarıdır. Bu arkadaşları Hacı Kuru'ya Bozüyük'ün kaza
olması durumunda kaza müdürlüğü teklif etmiştir. Savaş
sebebiyle Bozüyük o yıllarda kaza olamamıştır. Ancak köyümüz
kurulduktan 7 yıl sonra 1908'de kaza
olabilmiştir.
Hacı
Nazif'in anlattıkları
Bir gece
Hacıkuru bir rüya görür ve rüyasını 3 arkadaşıyla paylaşır.
Köyün kurulacağı yeri rüyasında detaylarıyla görmüştür.
Köyün ortasında bir Kızıltaşın üzerinde ezan okuduğunu
anlatır ve oraya yerleşeceğini söyler. Hacıkuru ve rüyayı
anlattığı üç arkadaşı burayı bulmak için yola çıkarlar. Zemzemiye,
Söğüt ve Bilecik tarafından dolaşarak Dereyalak Köyü’ne
geldiklerinde 7 gün olmuştur ve o gün günlerden Cuma’dır.
Hacıkuru odasında sabah namazını kılarken arkadaşlarının
"düştük bunun peşine, O da rüya peşinde" şeklinde
konuşmalarını duyar fakat onlara hissettirmez. Artık
kendinin de ümidi kesilmek üzeredir. Hacıkuru Esnemez’de
hatip olduğu için orada Cuma namazını kılıp arkadaşlarıyla
Bozüyük'e gidecektir. Atlara binip Esnemez'e doğru yola
çıkarlar. Güvemözü deresini geçerken Hacıkuru'nun rüyası
gözünde canlanır. “Bu 1. dere bunun güneyinde bir tane daha
olması lazım” der. Köyün altından geçen Kocadereyi'de bulur
arkadaşları hayrete düşer. Rüyada gördüğü yerleri teker
teker gösterir. Ağlan Mevkii'nin büyük bir bölümünün boşluk,
alt kısmının meşe ağacı olduğunu; Karakuzu ve Meşecik
Mevkii'nin sadece çam olduğunu da hep beraber tetkik
ederler. Köyün kurulacağı yerde Kızıltaş'ı bulur bulmaz
Hacıkuru bu taşın üzerine çıkıp ezan okur. Arkadaşları bu
manzara karşısında hüzünlenirler ve Dereyalak'ta onun
aleyhinde konuştuklarını itiraf ederler.
Artık köy buraya
kurulacaktır. Kardeşleri, akrabaları ve
komşuları Bulgaristan'daki yerleşim düzeninin aynısını yeni
kurulmakta olan A.Kuzfındık (Hocayadigar)Köyü'nde
uygularlar.
Köye yerleşen ilk aileler, komşu köylerden tarla satın
alırlar ve tarımla uğraşmaya başlarlar.
Köyümüz yaşlılarından nüfus cüzdanlarında doğum yeri
“Hocayadigar” yazanlar vardır. Günümüzde ise köyümüzün ismi
olarak Aşağı Kuzfındık kullanılmaktadır.
Kaynak: Hacı
NAZİF AKÇAY |